25 Nisan 2014 Cuma

Iznık Hazırlık Dönemi

Bu yazımda tamamiyle kendi kişisel tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. 

Son 1,5 yıldır koşmaya başlamış birisi olarak geçtiğimiz yaz İznik Ultra'da 130k koşmaya karar verdiğimde kendim bile içten içe yapabilir miyim acaba diye sormuyor değildim. Yaz sonunda kendime oluşturduğum plan ve takvim şöyle idi;

Kasım 2013 - Avrasya Maratonu / 4 saat 17 dk
Aralık 2013 - Çekmeköy Longest Night - 60k / 24k 3 saat (terk)
Ocak 2014 - Geyik Koşuları I - 28k / 3 saat 01 dk
Ocak 2014 - Çekmeköy Winter Challenge - 45k / 5 saat 20 dk
Şubat 2014 - Çekmeköy Mud Challenge - 50k / 6 saat 12 dk
Mart 2014 - Geyik Koşuları II - 28k / 3 saat 13 dk
Mart 2014 - Runtalya Maratonu / 3 saat 57 dk
Mart 2014 - Çekmeköy Night Challenge - 45k / 15k 1 saat 38 dk
Nisan 2014 - IZNIK ULTRA MARATONU - 130k / 80k 10 saat 40 dk

Bu yarışların bir çoğuna hedef koymadan sadece antrenman olması için katılıp kendimi anlamaya İznik Hedefine giderken doğru kararlar vermeye çalışacaktım. 

Avrasya'da yasadığım Duvar tepmesi sonrası açıkçası kendimi çok yormuş ve Çekmeköy Longest Night 60k da ise soğuk tepmesi sonrası yarışı 25k da bırakmak zorunda kalmıştım. İtiraf edeyim bu iki yarış sonrasında bariz bir güven kaybı yaşamıştım. Ama bunun yanında çok önemli tecrübeler kazanmıştım. Özellikle yarış sırasında beslenme ve kıyafet seçimleri konusunda.

Bir anda Runtalya'da 4 saat altı maraton koşmak öncelikli hedefim olmuştu. Çekmeköy'de koştuğum 45k ve 50k yarışları da bana kendimle ilgili net fikirler vermişti.

Yeterli antrenman ve alt yapıya sahip olmadığıma karar vererek kaydımı İznik Ultra 130k'dan Orhangazi Ultra 80k'ya aldırdım.

Bu arada Runtalya'da koştuğum 3:57'lik maraton tam da istediğim güveni tekrar kazanmama yardımcı olmuştu.

2014 itibariyle haftalık 75-85 km arasında değişen antrenman programı uyguladım. Programlar için hiç bir profesyonel destek almadım. Kendi araştırmalarım ve öğrendiklerim ile bir program yapmaya çalıştım. Özellikle hafta içi yokuş antrenmanları ve hafta sonu uzunları mümkün olduğunca aksatmamaya çalıştım.

Katılmayı planladığım antrenman yarışlarına sadece 1 si dışında tam katılım sağladım. Çekmeköy Night Challenge'da sağlık sebebiyle 15k koştum.

Bence böyle bir ultra maratona hazırlanıyorsanız kendinizi çok iyi tanımalısınız. İş sadece fiziken yeterli hazırlıkla sınırlı değil, psikolojik olarak da kendi limitlerinizi bilmelisiniz. Ben bu yarışa koşacağım mesafeye (+-) 10km şeklinde haftalık antrenman yaparak hazırlanmaya çalıştım. 5-6 hafta da bir antrenman mesafesini yarı yarıya azalttım. Benim için en önemli sorunlardan birisi de malesef fazla kilolarım. 1,90 boy ve 95 kilo ile böyle uzun yarışları koşmak bedeni fazlasıyla yıpratıyor. Öncelikle 85 kiloya inerek ve haftalık 100-120 km antrenman yaparak 9 saat sınırında bu yarışı koşabileceğimi tahmin ediyorum.

Dilerseniz yarış detaylarına yarış raporundan ulaşabilirsiniz.



Orhangazi Ultra 80k

Bu yazımda tamamiyle kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

İznik'e yolculuk ve yarış öncesi..

Cuma sabahı 08:30 feribotu ile Yenikapı'dan - Yalova'ya hareket etmek üzere 07:30 gibi Ezgi ile evden ayrıldık. Yolda, birlikte koşacağımız Ceren'i de alarak saat 08:00 gibi Yenikapı'ya ulaştık. Neredeyse tüm iznik ekibi aynı feribottaydık. Aykut, Ilgaz, Elena, Alper, Marathonist'ten Mine, Müge, Soner, Deniz.. Tanıdık yüzler görmek beni yarış havasına sokmuştu bile. 

75 dakikalık feribot yolculuğunun ardından 45 dakika kadar da araba ile yol yaparak İznik'e ulaştık. Yolculuk esnasında yağmur olanca hızıyla yağmaya başlamıştı. Açıkçası bu durum parkurun zemini hakkında yarış öncesi beni biraz heyecanlandırdı. 

Hemen kit dağıtım alanına gittik ama dağıtımların saat 13:00'da başlayacağını öğrenince ilk etapta otel'e giriş yapmak üzere kalacağımız Çamlık Motel'e gittik. Çamlık Motel İznik Gölü'nün kıyısında çok sıcak ve samimi bir otel, biz fazlası ile memnun kaldık.

Odalarımıza yerleşip 1 saat kadar dinlendikten sonra kitlerimizi almak üzere stand alanına gittik. Çanta kontrolleri yapıldı ve yarış kitlerimizi teslim aldık.

Organizasyon unutulabilecek bazı ekipmanları düşünerek kurulan bir standta da bu ekipmanların satışına imkan sağlamış. Reflektif yelek, düdük, termal battaniye vb. ürünleri buradan da temin etmek mümkündü.

Yeni kurulmakta olan standlara da uğramayı ihmal etmedik. Outrunner Selçuk abi ile biraz sohbet ettik. Yeni Çantamı aldığım Raidlight standına uğrayıp Emre ile tanıştım, çok yoğun olduğu için fazla sohbet edemedik. 

Karnımızın da aç olması nedeniyle hemen Köfteci Yusuf'a doğru yöneldik. İznik'e gelip de Köfteci Yusuf'a uğramazsanız çok şey kaçırabilirsiniz benden söylemesi.

Daha sonra İznik'in en güzel yerlerinden birisi olan DARKA sitesine arkadaşlarımız Sedef'i ziyarete gittik, biraz sohbet birer türk kahvesi içtik. Bu sırada hava açmış ve güneş bize gülen yüzünü göstermişti. Bunu hemen fırsata çevirip ayakkabılarımdan ve çoraplarımdan kurtulup çimenin tadına varmaya çalıştım.

Saat 5 gibi otele dönüp 2 saatlik kestirmenin ardından makarna partisi için Grand Belekoma otele gittik. Ben iki tabak makarna yedim ve dostlarla sohbet ettim. Bu sırada birlikte koşacağımız ekip arkadaşlarımda yavaş yavaş İznik'e gelmişlerdi. Seyda, Müstesna kardeşler ve Özhan ile Pelin daha önce geldiler, Önder ve Ceren daha geç çıkıp trafiğe kaldığı için akşam yemeğini de kaçırdı ve 22 sularında otel'e gelebildi. Biz Ceren, Seyda, Özhan ve Önder ile koşacaktık. Müstesna, Ezgi, Ceren pazar 10k koşacaklardı. Sedef sakatlığı, Pelin de ufaklıklar yüzünden koşmayacak ama bize her türlü destek vereceklerdi.

Akşam yemekte hep beraber bir gün sonra neler yaşayabileceğimize dair sohbet ettik. Hepimiz çok keyifli ama bir o kadar da merak içerisindeydik. Benim dışımdaki ekip arkadaşlarım ilk defa bir tam maraton mesafesi koşacaklardı.

Dağ Maratonu için zaman sınırı 9 saatti ama benim gibi Orhangazi Ultra koşanlar için ise 6 saat. Baktığınız zaman bir dez avantaj gibi görünse de planımızı herkes için avantaj sağlayacak bir hale getirebilmiştik;

Diğer 4 arkadaşım ile koşmak benim için tek başıma yarışın başlarında hızlı gidip enerjimi koruyamama ihtimalini ortadan kaldıracaktı. Onlar için ise nasılsa 9 saat süre var deyip olayın yarışmacı doğasının biraz dışında kalmalarına engel olacaktı. Ben 4 saat civarı maraton koştuğum için bu parkuru da 5 saat ama daha da temkinli olmak adına ve ilk defa koşacak arkadaşlarımı da düşünerek 5:15 civarı olarak hesaplıyordum.

Nihayetinde tüm sözler söylenmiş ve artık yarış sabahına uyanmak üzere odalarımıza çekilme vakti gelmişti. Saat 23:00 gibi uyumaya gittik, 130k koşan arkadaşları uğurlamaya gidip uykusuz kalmak istemedik açıkçası. Ama şimdi keşke gitseydim diyorum açıkçası.

Yarış sabahı ve yarış..

Sabah 06:00'da kahvaltı için sözleşmiştik bu nedenle 5:30 da uyandım. Açıkçası sabahları tuvalet konusunda sıkıntı yaşamıyorum, bu anlamda vücudumun bir ayarı var, neyse ki o sabah da beni yanıltmadı (yarış sırasında tuvaletinizin gelmesi bazen çok sıkıntılı olabiliyor). Hepimiz için bir gün önceden Sedef'in elleri ile hazırladığı fıstık ezmeli, tahin pekmezli sandviçlerden 2 tane hüplettim. Genelde yarış olan günler kahvaltı da bol tahıllı ekmek ile fıstık ezmesi ve tahin pekmez yemeyi tercih ediyorum.

Saat 07:00 de otelden ayrılıp start alanına doğru yürümeye başladık. Yürürken bir yandan da nabızıma göz atıyordum, her yarışta nedendir bilmem normalden 10 birim civarı daha fazla atıyor ve yine öyle olmuştu. Daha yürürken 110 ları görmeyi başarmıştım. Bu durum moralimi çok bozdu ama artık iş işten geçti dedim kendi kendime öyle ya da böyle koşacaksın.

Start alanında yerimizi aldık, arkadan başlamayı kararlaştırdık böylece hem öndekilerin temposuna kapılmadan daha ekonomik bir start alacaktık hem de yarış içinde sürekli birilerini geçerek moral bulacaktık.

Saat 07:30'da start verildi ve heyecanlı bekleyiş sona erdi, yarışlar böyledir benim için en stresli zaman son bir haftadır ve yarış startına kadar çok gergin olurum. Start ile tüm endişe ve stres bir anda uçup gider ve rahatlarım.

İlk kilometrelerde rahat bir tempoda koşmaya başladık, 4km gittikten sonra ilk tırmanış başladı, bu aralar bol sohbetli ve bol fotograf çekimli geçti. 

Stratejimiz çok basitti, yokuşlarda yürüyecek, inişlerde koşacaktık.

Ancak yokusların egimi konusunda küçük bir hesap hatası yapmışım parkuru analiz ederken, toplam kazanım yerine, ulaşılan maksimum rakım yüksekliğini kat edilen mesafeye oranladığım için elde ettiğim değer yaklaşık yarı yarıya az çıkmış oldu. Karşımıza dimdik bir yokuş çıkınca nasıl bir hata yaptığımı da anlamam geç olmadı.

13k kontrol noktasına çoğunlukla yürüyerek 1:52'de ulaştık. Hedeflediğimiz zaman sınırının içinde hatta daha bile iyiydik.

Burada biraz su içip fazla durmadan yola devam ettik. Uzun yokuslarda yuruyor kısa inislerde kosuyorduk.