Bu yazımda tamamiyle kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.
İznik'e yolculuk ve yarış öncesi..
Cuma sabahı 08:30 feribotu ile Yenikapı'dan - Yalova'ya hareket etmek üzere 07:30 gibi Ezgi ile evden ayrıldık. Yolda, birlikte koşacağımız Ceren'i de alarak saat 08:00 gibi Yenikapı'ya ulaştık. Neredeyse tüm iznik ekibi aynı feribottaydık. Aykut, Ilgaz, Elena, Alper, Marathonist'ten Mine, Müge, Soner, Deniz.. Tanıdık yüzler görmek beni yarış havasına sokmuştu bile.
75 dakikalık feribot yolculuğunun ardından 45 dakika kadar da araba ile yol yaparak İznik'e ulaştık. Yolculuk esnasında yağmur olanca hızıyla yağmaya başlamıştı. Açıkçası bu durum parkurun zemini hakkında yarış öncesi beni biraz heyecanlandırdı.
Hemen kit dağıtım alanına gittik ama dağıtımların saat 13:00'da başlayacağını öğrenince ilk etapta otel'e giriş yapmak üzere kalacağımız Çamlık Motel'e gittik. Çamlık Motel İznik Gölü'nün kıyısında çok sıcak ve samimi bir otel, biz fazlası ile memnun kaldık.
Odalarımıza yerleşip 1 saat kadar dinlendikten sonra kitlerimizi almak üzere stand alanına gittik. Çanta kontrolleri yapıldı ve yarış kitlerimizi teslim aldık.
Organizasyon unutulabilecek bazı ekipmanları düşünerek kurulan bir standta da bu ekipmanların satışına imkan sağlamış. Reflektif yelek, düdük, termal battaniye vb. ürünleri buradan da temin etmek mümkündü.
Yeni kurulmakta olan standlara da uğramayı ihmal etmedik. Outrunner Selçuk abi ile biraz sohbet ettik. Yeni Çantamı aldığım Raidlight standına uğrayıp Emre ile tanıştım, çok yoğun olduğu için fazla sohbet edemedik.
Karnımızın da aç olması nedeniyle hemen Köfteci Yusuf'a doğru yöneldik. İznik'e gelip de Köfteci Yusuf'a uğramazsanız çok şey kaçırabilirsiniz benden söylemesi.
Daha sonra İznik'in en güzel yerlerinden birisi olan DARKA sitesine arkadaşlarımız Sedef'i ziyarete gittik, biraz sohbet birer türk kahvesi içtik. Bu sırada hava açmış ve güneş bize gülen yüzünü göstermişti. Bunu hemen fırsata çevirip ayakkabılarımdan ve çoraplarımdan kurtulup çimenin tadına varmaya çalıştım.
Saat 5 gibi otele dönüp 2 saatlik kestirmenin ardından makarna partisi için Grand Belekoma otele gittik. Ben iki tabak makarna yedim ve dostlarla sohbet ettim. Bu sırada birlikte koşacağımız ekip arkadaşlarımda yavaş yavaş İznik'e gelmişlerdi. Seyda, Müstesna kardeşler ve Özhan ile Pelin daha önce geldiler, Önder ve Ceren daha geç çıkıp trafiğe kaldığı için akşam yemeğini de kaçırdı ve 22 sularında otel'e gelebildi. Biz Ceren, Seyda, Özhan ve Önder ile koşacaktık. Müstesna, Ezgi, Ceren pazar 10k koşacaklardı. Sedef sakatlığı, Pelin de ufaklıklar yüzünden koşmayacak ama bize her türlü destek vereceklerdi.
Akşam yemekte hep beraber bir gün sonra neler yaşayabileceğimize dair sohbet ettik. Hepimiz çok keyifli ama bir o kadar da merak içerisindeydik. Benim dışımdaki ekip arkadaşlarım ilk defa bir tam maraton mesafesi koşacaklardı.
Dağ Maratonu için zaman sınırı 9 saatti ama benim gibi Orhangazi Ultra koşanlar için ise 6 saat. Baktığınız zaman bir dez avantaj gibi görünse de planımızı herkes için avantaj sağlayacak bir hale getirebilmiştik;
Diğer 4 arkadaşım ile koşmak benim için tek başıma yarışın başlarında hızlı gidip enerjimi koruyamama ihtimalini ortadan kaldıracaktı. Onlar için ise nasılsa 9 saat süre var deyip olayın yarışmacı doğasının biraz dışında kalmalarına engel olacaktı. Ben 4 saat civarı maraton koştuğum için bu parkuru da 5 saat ama daha da temkinli olmak adına ve ilk defa koşacak arkadaşlarımı da düşünerek 5:15 civarı olarak hesaplıyordum.
Nihayetinde tüm sözler söylenmiş ve artık yarış sabahına uyanmak üzere odalarımıza çekilme vakti gelmişti. Saat 23:00 gibi uyumaya gittik, 130k koşan arkadaşları uğurlamaya gidip uykusuz kalmak istemedik açıkçası. Ama şimdi keşke gitseydim diyorum açıkçası.
Yarış sabahı ve yarış..
Sabah 06:00'da kahvaltı için sözleşmiştik bu nedenle 5:30 da uyandım. Açıkçası sabahları tuvalet konusunda sıkıntı yaşamıyorum, bu anlamda vücudumun bir ayarı var, neyse ki o sabah da beni yanıltmadı (yarış sırasında tuvaletinizin gelmesi bazen çok sıkıntılı olabiliyor). Hepimiz için bir gün önceden Sedef'in elleri ile hazırladığı fıstık ezmeli, tahin pekmezli sandviçlerden 2 tane hüplettim. Genelde yarış olan günler kahvaltı da bol tahıllı ekmek ile fıstık ezmesi ve tahin pekmez yemeyi tercih ediyorum.
Saat 07:00 de otelden ayrılıp start alanına doğru yürümeye başladık. Yürürken bir yandan da nabızıma göz atıyordum, her yarışta nedendir bilmem normalden 10 birim civarı daha fazla atıyor ve yine öyle olmuştu. Daha yürürken 110 ları görmeyi başarmıştım. Bu durum moralimi çok bozdu ama artık iş işten geçti dedim kendi kendime öyle ya da böyle koşacaksın.
Start alanında yerimizi aldık, arkadan başlamayı kararlaştırdık böylece hem öndekilerin temposuna kapılmadan daha ekonomik bir start alacaktık hem de yarış içinde sürekli birilerini geçerek moral bulacaktık.
Saat 07:30'da start verildi ve heyecanlı bekleyiş sona erdi, yarışlar böyledir benim için en stresli zaman son bir haftadır ve yarış startına kadar çok gergin olurum. Start ile tüm endişe ve stres bir anda uçup gider ve rahatlarım.
İlk kilometrelerde rahat bir tempoda koşmaya başladık, 4km gittikten sonra ilk tırmanış başladı, bu aralar bol sohbetli ve bol fotograf çekimli geçti.
Stratejimiz çok basitti, yokuşlarda yürüyecek, inişlerde koşacaktık.
Ancak yokusların egimi konusunda küçük bir hesap hatası yapmışım parkuru analiz ederken, toplam kazanım yerine, ulaşılan maksimum rakım yüksekliğini kat edilen mesafeye oranladığım için elde ettiğim değer yaklaşık yarı yarıya az çıkmış oldu. Karşımıza dimdik bir yokuş çıkınca nasıl bir hata yaptığımı da anlamam geç olmadı.
13k kontrol noktasına çoğunlukla yürüyerek 1:52'de ulaştık. Hedeflediğimiz zaman sınırının içinde hatta daha bile iyiydik.
Burada biraz su içip fazla durmadan yola devam ettik. Uzun yokuslarda yuruyor kısa inislerde kosuyorduk.